11 Şubat 2014 Salı

Bodrum'da ilk kışım...

Bakmayın kış dediğime, Bodrum'un kışı da bahar sayılır, soğuklar bir yalayıp geçiyor hemen...
Yıl 2014, sık sık beraber oluyoruz, özellikle haftasonları, haftaiçi tam gün anaokulunda oluyor.
Evde değişik aktivitelerle zaman geçiriyoruz, hava mis gibi olduğundan, yağmur yağmadığı sürece dışarı çıkmayı ihmal etmiyoruz tabiki ⛅.
Sabah kalkınca önce yağlı, ballı, peynirli, yumurtalı, sütlü vs. kahvaltımızı yapıyoruz öncelikle...
Dedenin geldiği haftasonları, keyfi daha bir yerinde oluyor haliyle, 

Bazen bahçede, 
 bazen de sahilde vakit geçiriyoruz. 
Bahçedeyken, bazen sitemizin bekçisi Kont'la oynuyor,
bazen de saksılarımıza yeni çiçekler ekiyoruz...
 Evde de yapacak iş çoook...
Kek yapıyoruz, fırına koymadan bir kısmını yiyoruz 😉.
 Ama, iyi eğleniyoruz birlikte... 
Arkadaş da şart, tabi. Bazen sitede kışın da kalan arkadaşları çağırıyoruz,
bazen de biz onlara gidiyoruz...
Anlayacağınız keyifli bir KIŞ geçiriyoruz...




12 Aralık 2013 Perşembe

Artık 3 Yaşındayım...

12.12.2013
Bodrum'a iyice alıştık, oğlumun da isteğiyle Bodrum'dan Atalay'lara yakın bir ev aldık. Ben Bodrum'a yerleştim, eşim de hafta sonları geliyor İstanbul'dan, arada da ben gidiyorum İstanbul'a... Atalay Bodrum'u çok sevdi, burada çok mutlu, bir sürü arkadaşı var, Bıcırık Anaokuluna başladı ve 3. yaşgününü Bıcırık Anaokulu'nda kutladı...
Önce pasta kesildi, o yaşta çocukların beklemeye dayanma güçleri olmuyor 😊
Sonra fotoğraflar çekildi,
 Önce tüm aile ve konuklar,
 dede ve babaanne olmazsa olmaz...
 Sonra gelsin oyunlar,
En sonunda, sabırla beklenilen hediyeler açıldı, yuppiii 😁

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Bodrum'a yerleşme zamanı geldi...

Atalay 2,5 yaşında...
Babası, oğlunu  (Atalay'ı), İstanbul'un kaosundan, düzeysizleşmeye başlamasından, samimiyetsizliğinden, her türlü kirlenmesinden uzaklaştırmak, daha sağlıklı bir ortamda yetişmesini sağlamak amacıyla Bodrum'a yerleşmelerinin daha doğru olacağına karar karar verdi.  Babası, işleriyle ilgili ön çalışmaları ve araştırmaları tamamladı, ardından, İstanbul'daki evlerini kapatıp, Atalay'ı bize bırakıp, annesiyle beraber, taşınmayı tamamlamak üzere Bodrum'a doğru yola çıktılar...
Anne ve babayı uğurlarken...
Atalay yaklaşık 1 ay kadar bizde kaldı, her ne kadar doğduğundan beri bizimle sürekli birlikte olduysa da, sıkça ve uzun süreli bizde yatıya kaldıysa da, bu kadar uzun süre anne-babasından ayrı kalması sorun çıkarır mı diye tedirgin olmadık değil. Ama korktuğumuz başımıza gelmedi, her zamanki gibi parklara gittik, arkadaşlarıyla buluştuk, gezdik, eğlendik, vakit çabucacık geçti gitti...
Dede ile Göztepe parkında...
Kalamış parkında...
Arkadaşı Melisa ile Fenerbahçe parkında...
Arkadaşı Bulut ile Fenerbahçe parkında...
Veee, sonunda babaanne ile beraber Bodrum'a doğru yola çıkma zamanı geldi çattı 😊.
Sabiha Gökçen Havalimanında uçağın kalkma zamanını beklerken oyun standında vakit geçirdik...
Bodrum Milas Havalimanında valizlerimizin gelmesini beklerken...

VEEE BODRUM 💖...

8 Ocak 2013 Salı

Konuşamıyorum, ama :)))

Henüz 2 yaşında, konuşmakta gecikti, ancak tüm harfleri, rakamları ve renkleri tanıyor Atalay 😊 Renkler ve rakamların tümünü Türkçe ve Rusca sorunca hemen gösteriyor, yani her iki dilde de gayet iyi biliyor...
Tüm harfler derken ise Kiril alfabesindeki tüm harfleri, hangisini sorarsanız hemen gösteriyor tereddüt bile etmeden. Yıllarca, işim gereği, projelerde kiril alfabesiyle çalışmama rağmen hala tam olarak ayırt edemediğim sesleri (harfleri) bir hamlede gösteriyor. Sanmayın Türkçe gibi kolay olduğunu, mesela : yo, ya, ye, yu gibi dört farklı 'y' harfi ve okunuşu var, mesela : kuyruk gelirse şe diye okunan harf kuyruksuz olursa şa okunabiliyor, çok zor çok... Harfleri bizdeki gibi açık da okumuyorlar Bee,Cee vs. gibi, sadece ses çıkarıyorlar Bı, Sı, Jı vb. gibi. Annesi sağolsun hepsini öğretmiş, ya ana (anne) dilini okuyamazsa paniğiyle 😁
Demek herşeyi minikken öğrenmek gerek, ne kolay onlar için. Latin harflerini hiç öğretmedim ve söylemedim, nasılsa öğrenecek onları Türkiye'de yaşadığı için, aklını karıştırmanın alemi yok, daha çok minik...
Ama henüz konuşamayan bir çocuğun tüm bunları bilmesi çok ilginç geldi bana, sanırım konuşmaya başlarken okumaya da başlayacak aynı zamanda 😉



Bilmeyene işte harfler, amanınnnn :)))

30 Aralık 2012 Pazar

Büyüyorum, 2 yaşımdayım 😊

12.12.2012
Atalay'ım, 2. yaşında oldu bile, hemde çok özel bir tarihte : 12.12.12 :) Bu sene, arkadaşsız, aile arasında kutladı Atalay yaşgününü, konsepti annesi seçti : Adı 'Luntik' , Ukrayna asıllı, mor renkli bir garip hayvan, sanırım uzaylı 😜 
İşte LUNTİK bu...
Konsepte uygun süsleri hazırlama işi bana aitti :)
Pastayı da By Ivan'da hazırlattık her zamanki gibi... Anne-babamızın düğün pastaları ve 1. yaşgünü pastamızı da burada hazırlatmıştık, meşhur beyaz çukulatalı ve çilekli pastasından...
Yaş gününe, anne, baba, babaanne, dede, nine, büyük dayı, büyük amca ve büyük yenge katıldı...
Mumu üfleyip, alkışları ve iyi dilekleri aldı :)
Hediyelerini açtı, oynadı,
Fotoğraflar çektirdi,
veee, bir yaşgününü de böylece bitirdi :)))
Nice güzel yaşlara Atalay'ım....

12 Eylül 2012 Çarşamba

Hayvanlarla İlk Tanışma...

18 Ağustos 2013
Atalay,  Darıca Hayvanat Bahçesinde, sadece kitaplardan ve oyuncaklardan bildiği, gördüğü bir sürü hayvanla tanıştı ilk defa...
Yıllar önce babasını götürdüğümüz Darıca Hayvanat Bahçesine bu kez Atalay'ı götürdük dedesiyle beraber. Zürafa, maymun, at, eşek, kaplan, ayı, deve, zebra ve hatta kanguru dahil bir sürü hayvanla tanıştı ve çoğunu da tanıdı :) Tanımasına şaşırdım, boyut kavramı yoktur, küçücük gördüklerini (oyuncaklardan ötürü) tanıyamaz diye düşünmüştüm ama tanıdı valla :) Çok da neşelendi, keyiflendi. Hayvanat Bahçesinde kısa bir tur yaptık, büyük turu anne-babasıyla yapsın artık...
Evdeki çok sevdiği hayvancıkları :)
Babunların kafesinin önünde...
Arkada Kaplan var...
Maymunların önünde :)
Tam fotoğraf çekmeye başlamışken cep telefonumun şarjı bitti ve kapandı, sadece üç fotoğraf çekebildim :( Bir dahaki sefere artık...

1 Eylül 2012 Cumartesi

Denize de girdik beraber...

26 Ağustos 2012
Atalay ilk defa derin denizlere girdi ve milli oldu sonunda... Ağustosun son günlerinde, havalar daha soğumaya başlamadan tekneyle Heybeli ada kıyılarına demir attık veee... Anne - babayla cuuup derin denizlere daldı Atalay, kırk yıldır denizlere giriyormuş gibi, en ufak bir yadırgama olmadan, keyif çığlıkları atarak, babasının güçlü kolları arasında bir güzel deniz keyfi yaptı :)
Aslında tekneye de ilk binişiydi, ilk anda bastığı ve oturduğu yerin bu kadar sallanması rahatsız ettiyse de çok kısa sürede ona da alıştı ve aşağı yukarı inip çıkmaya ve etrafı araştırmaya girişti hemen...
Atalay'ın teknedeki ilk anları ve 'bu ne böyle' bakışları...
Cuuup, Atalay denizde, babanın verdiği güven bir başka oluyor...
Atalay'ın denizdeki mutluluk çığlıkları :)))
Denizden çıktıktan sonra babaanne ile üzüm yiyor...
ve babayla sıcak yakınlaşma...
Tekneye ve denize adaptasyonunu tamamladıktan sonra 'bu alet nasıl çalışır acaba ?' araştırmalarına girişen Atalay :)))