17 Aralık 2011 Cumartesi

İyiki Doooğdun Atalaaay ♥

Atalay'ın ilk yaşgünü partisini yaptık :))
Başta ninesi olmak üzere, babaannesi, dedesi, büyük amcası, büyük teyzesi, büyük kuzeni, en eski arkadaşı Melisa ve annesi Suzan, arkadaşları Ela ve Zeynep ile anneleri Tuğçe, babaları Yiğit veee anneyle baba hep beraber Atalay'ımızın ilk yaşını kutladık. Anneanne ve büyükbaba taaa Ukrayna'dan skype ile eşlik ettiler :)
İlk defa gömlek giydi :)
İlk yaşgünü pastası tavşanlıydı..Tavşanın birini kulağından yakaladı :)
Önce annesinin yardımıyla pastasını kesti :)
Ardından koca bir dilimi yemeği ihmal etmedi :)
Arkadaşlarıyla hatıra resmi çektirdi :)
Veeeeee
Uykusu geldi yattı :D

15 Aralık 2011 Perşembe

Ense Traşını Görelim :)))


Eeee Atalay bey yaşını doldurdu, artık traş olma zamanı geldi, tuttuk elinden doğru berbere gittik. Biz zamanında bebelerimizi mahalle berberine götürürdük, iki gözü iki çeşme, kan gövdeyi götürür durumda saç kestirirdik, baktık olmadı evde  alırdık makası elimize, gözün içine giren saçları kırpmaya çalışırdık...
Aynı psikolojiyle yola çıktık tabi, amanın ne görelim, berber değil oyunevi, hatta daha da ötesi.. Atalay'ı oturttular iskemleye, sağında bir televizyon ekranı, solunda bir tane, ikisinde de ayrı çizgi film var, önünde onlarca oyuncak, seslisi, tuşlusu, ışıklısı... Bebe, tam ne olduğunu şaşırmışken, berber inanılmaz bir çabuklukla saçları kesmeye başladı, ay dur şöyle kes, burayı da kes filan dememize kalmadan traş bitti :))) İşte profesyonellik bu dedirtecek tarzda. Takdir ettim valla :)))

Getireceğim benim kuaförü, görsün hızlı saç nasıl kesilir, ayyy her gidişimde içim daralıyor mıy mıy saç kesmesine, iki makas üç dakika ara, yavaş kesiyor ya, aklınca özenli kestiğini ispatlıyor, ben de gözler kapanmaya başlıyor, içimden bu son olsun bir daha gelmem deyişleriyle karışık isyanlar, aman aman :(((

                           
Tam çıkarken elimize bir de 'İlk Saç Kesim Sertifikası' verdiler, üzerinde adı  ve tarih yazılı, yanında da altın rengi kese, içine kesilen ilk saçını koymuşlar :)) Ben çok sevdim bu berberi ♥

11 Aralık 2011 Pazar

Kalemi Tembel Günlerim ...

Yaz bitti, anneanne ve büyükbaba ülkelerine döndü, havalar soğudu, Ekim geldi :(((
Ama ben mutluyum, Atalay evine döndü, yakınıma geldi :))
Yazamadığım tembellik günlerimde, Atalay, bebeklikten çocukluğa doğru olan gelişim adımlarında hız kaydetti. 'Baba' ile başlayan kelimeleri epey arttı, yanına rusca da kattı bolca, oturdu, tırmandı, ayağa kalktı, sıraladı...
Babaannelerde en uzun kalma rekorunu kırdı, anne-babasını Roma'ya tatile gönderdi 1 haftalığına...
Bu arada aylar geçti, Aralık geldi, ve Atalay 1 yılını doldurdu.

Tembellik yaptığım günleri de kapsayan bir film yaptım, koca bir yılın özeti, ilerde hatırlamak için, belki de Atalay'ın 'babaannem benim için neler yapmış zamanında' deyip beni hatırlaması için, anması için...

Canısın sen babaannenin, seni çoook seviyorum ♥
12.12.2011

24 Eylül 2011 Cumartesi

Ukrayna'dan Misafirler Geldi :)))

Uzun süredir heyecanla beklenen Ukraynali misafirlerimiz geldiler sonunda : Anneanne ve büyükbaba :)))
6 ay olmuş görmeyeli, çok özlemişler torunlarını, hemen babaannenin kucağından anneannesine teslim edildi Atalay, sadece 15 gün kalacaklar, doya doya hasret gidersinler diye... Kolay değil gurbete kız vermek, hele bir de torun varsa :((


Onları doya doya hasret gidermeleri için bir hafta kadar başbaşa bıraktıktan sonra haftasonu Tuzla'ya balık keyfine davet ettik.
Atalay ilginç bir şekilde, en ufak ayrım yapmadan iki tarafa da eşit ilgi gösterdi. Bir anneanne tarafına dönüp güldü, sevdi, okşadı bir babaanne tarafına. Bu davranışını, iki taraftan da eşit ve bolca sevgi akışını bebek hisleriyle çok iyi algılamasına bağladım. Çocuklar ve bebekler biz büyükler gibi ön yargılı değiller, kalp gözleri o kadar açık ki, umarım hayatları boyunca bu saf ve temiz duygularıyla bozulmadan yaşarlar...
 Balıkçıda ilk defa balık tattı Atalay, sevdi, ama bence dondurmalı irmik tatlısını daha çok sevdi, küçük bir kaşıktan sonra devamı gelmeyince çok ağladı daha fazlasını vermedik diye. Neyse ki, annesi tedbirli gelmiş de, hemen meyva püresi koştu imdada ve susturabildik :)))
Sıra dönüşe gelince, büyükbabasıyla akvaryumdaki balıkları uzun uzun incelemeyi ihmal etmedi. Balıkçı çıkışı Atalay'ı sevdikleriyle başbaşa bırakıp dönüşe geçtik evimize doğru, çocuklarım yakınımda olduğu için ne kadar şanslı olduğumu içimden bir kere daha hatırlayarak :)))

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Atalay yazın yazlıkta...

Atalay Temmuz sonu itibariyle anne ve babasıyla birlikte Bayramoğlu'na yazlığa geçti. Önceleri şaşırdım biraz ne yapacağımı, alışmıştım burnumun dibinde olmasına, hergün gitmesem de, görmesem de orda bir ev vardı yakınımda her an ulaşabileceğim. İlk ziyaretimden sonra baktım ki o kadar da uzak değil, Suadiye-Bayramoğlu arası 45 dakika sadece :)))
Artık rahatlıkla gidip geliyorum, eskisi kadar sık olmasa da ...
Yazları şehrin sıcağından uzak, yeşillikler içinde büyümesi çok daha iyi olacak Atalay için...

Bazen terasta dışarda...
Bazen de içerde kullanılmak üzere havuz almak gerekti tabi Atalay'a. Sitede her ne kadar havuz varsa da bezli bebeklerin girmesine izin verilmiyor, anne ve babasının kullanımı için o kocaman havuz :)))
Dışardan, açık havadan bolca yararlansın, annesi yanında sürekli olmasa da terasta kalsın diye bir de plastik çit aldık :)) Babası, üşümesin diye, altına büyük plastik matlardan aldı ve döşedi...
Artık mutlu ve keyfi yerinde Atalay'ın...

27 Temmuz 2011 Çarşamba

♥BABAANNEM♥ Hayatımın Kadını

Babaannem, ebeannem, bana hayat veren (doğurtan) hayatımın kadını...
Babaannem, sertifikalı ebe, yedi torun sahibi, mahalledeki tüm çocukların ebe annesi, inanılmaz kocaman yürekli kadın... 
Kendimi bildiğim günden beri, yaz günlerinin gelmesini ve babaannemlere gitmeyi, babaannemin beni o sıcacık yüreğiyle sarıp sarmalamasını, şımartmasını, sevmesini dört gözle beklerdim, babaannemlerde  babaannemle geçirdiğim o inanılmaz günleri hiç unutamam. Halamın üç kızı, yani kuzenlerim ve ben toplam dört kız babaannemde inanılmaz yazlar geçirdik. Her kalışım en az bir hafta sürerdi, dönüşlerim annemin 'yeter artık ağladığın, sonra yine getireceğim söz sana' lafları ve gözyaşları içinde olurdu...
                    
Babaannem 'o inanılmaz kadın', bizleri - ve herkesi- minicik yüreğinden akıttığı o kocaman sevgisiyle sarar, sabırla, özveriyle sadece bizlerle ilgilenirdi, ya da bize sadece bizle ilgilendiği duygusunu yansıtırdı. Sabahtan akşama kadar bizlerle oynar, bizim için yeni yeni oyunlar kurar, nefis sofralar hazırlar, uykularımızdan önce -daha sonra çok aradığım halde başka hiçbir yerde duyamadığım ve okuyamadığım- inanılmaz zenginlikte ve sayıda peri padişahının kızı masallarından anlatır, uyanınca kahvaltımızı hazırlar, gece yatırmadan önce de hepimizi tek tek odun termosifonlu hamamında yıkar, kurular, giydirir, saçlarımızı tek tek tarardı. 
Ben, sevgilerin karşılıksız olduğunu, herkese eşit ve bolca dağıtılabileceğini, sevginin içinde sabır ve özveri barındırdığını babaannemden öğrendim. Ne zaman birşeye üzülsem, haksızlığa uğradığımı düşünsem hemen babaannemi düşünüp sevginin karşılıksız olması ve özveri gerektirdiğini hatırlarım ve geçer üzüntüm.
Babaannemi kaybettiğimizde 10 yaşımdaydım. O zamanlar iki yaşında olan yedinci torununa yemek yedirmek için peşinden koşarken duruvermişti o kocaman yüreği.  İlk 10 yaşımda öğrendim ölümün ne anlama geldiğinisevdiğim insanı bir daha göremeyecek olmanın insana ne kadar acı verdiğini, bir insanın sevdiğini bu kadar çok özleyebileceğini...
Nurlar içinde yat BABAANNEM, senin tırnağın kadar bile olabilmek için neler vermezdim....

3 Temmuz 2011 Pazar

Sonunda Havalar Isındı Galiba ☼

Atalay iki gündür bizdeydi, daha önce de kaldıydı bizde ama havalar hep bir garipti bu yaz. İlk defa ısınmaya başladığını hissettik iki gündür. Hemen balkon sefasına başladık karı- koca. Bu sene Atalay'da katıldı aramıza :))

Çok sevdi balkonu, kuşları, kedileri seyretti, gelene gidene çığlıklar attı. En çok da yoldan geçen arabaları sevdi,  her arabaya tezahürat yaptı, ne de olsa erkek çocuk dedirtecek kadar ...

26 Haziran 2011 Pazar

Atalay Harekete Geçti Sonunda :)

6.5 aydır sessiz sakin oturdu yalnızca, önce izledi, ölçtü, biçti ve aniden harekete geçti beklenmedik bir anda...
Annesi ve babası, o gün bir işleri olduğundan, beni çağırmışlardı Atalay'la beraber olmam için. Her zaman yaptığım gibi, Sessiz ve Sakin Atalay'ı oyuncaklarıyla oynayıp oyalanması için salonun ortasında duran oyun halısının üstüne koydum  ve mutfağa gittim.  İşte, '' vakit bu vakit'' diyen Atalay aniden harekete geçmeye karar vererek babaannesinin yüreğine indireceği ilk darbesini attı. 
Salona girdiğimde oyun halısı boştu !!!
Neyseki kısa sürede yerini keşfeden ben, ne olduğunu tam kavrayamadan, Atalay'ı yakalayıp tekrar eski konumuna geri koydum. Fakat, bu aktivite benim salonu her terkedişimde değişik yönlere doğru devam edince anlaşıldı ki bu olay tesadüfler zincirinden ibaret değil, bilinçli olarak yapılmakta. Kendince geliştirilen yöntemin adı : Hedefe Kitlen ve Yuvarlan  :)))
DİKKATLİ OLMA ZAMANI GELDİ ÇATTI ARTIK...

23 Haziran 2011 Perşembe

Teyze ve Kuzenle Tanışma...

Atalay 6 aylık, sonunda teyzesi Yulia ve kuzeni Polina ile tanıştı. Atalay'ı ve vatandaşı olduğu güzel ülkesi Türkiye'yi ilk defa görmeye taa Odessa'dan geldiler. Atalay'ın babaannesi ve dedesiyle de ilk defa tanıştılar, Polina daha yeni doğduğu için gelememişlerdi Atalay'ın anne ve babasının İstanbul'daki düğünlerine, şimdilerde kocamaaan olmuş Polina, tam 3 yaşında :)))






3 yaşındaki Polina, 6 aylık minik kuzeni Atalay'la...






Ukrayna'lı teyze Yulia ile ilk tanışma...








Atalay annesi ve kuzeniyle...


Misafirleri evdeyken, Atalay biraz rahatsızlanınca, babaannede kalmak zorunda kaldı uzunca bir süre, ama olsun, yine de birlikte oldular yeterince :))))

27 Mayıs 2011 Cuma

Babaannede İlk Gece Yatısı...

Gündüz saatlerinde ve uzun süreli çok kez baktım Atalay'a, bizim evde de kaldı daha önce gündüz saatlerinde...
Ancak, güneşli bir Mayıs akşamüstü, alışveriş dönüşü, Tanya ile bizim evde oturmuş öylesine sağdan soldan konuşurken laf döndü dolaştı Atalay'ın gece, anne babasından ayrı, bizim evde kalmaya alışmasına geldiğinde Tanya'nin aniden ayağa kalkıp " hadi ben gidiyorum bye, bu gece o gece olsun" demesiyle başladı herşey...
Böyle ani beklememiştim, eşim iş için birkaç günlüğüne İrlanda'ya gitmişti, evde yalnızdım.
Ama Atalay'la çok rahat geçti herşey, sabah erkenden kapı çaldı, babası dayanamamış, oğlunu öpmeden işe gidememiş :)))
Öğleye doğru mamasını da yedirip, arabaya atıp anneye teslim ettim, bana kalsa hiç bırakmam ama yeri annesinin yanı tabiki :))
Babaannemde kaldığım o geceden kısa bir görüntü...

Anneler Günü...

8 Mayis 2011

Tanya'nın ilk anneler günü, benim ilk babaanneler, annemin de ilk nineler günü :))
İlkler günü, ilk heyecanlar günü, hayatımıza giren minik kuşumuzun bize armağanı bu ilkler....
Babaannemi de çok seviyorum ama ♥

Atalay Büyüyor...

Atalay annesinin ve babasının gözetiminde ve gözleri önünde büyürken, bizler de sadece gözleyip, seyrediyoruz uzaktan. Yardım istenirse koşarak gidiyoruz sadece...
Annesi her gelişimini, her değişikliğini yazıyor kendi küçük defterine kiril alfabesiyle, bizim anlamadığımız bir dilde, ilerde minik oğluna okumasını öğreteceği alfabeyle ve anadiliyle, sadece oğlu için...
Ben, bu blogda sadece bizimle olan anılarını, babaannesinin dilinden  anlatacağım Atalay'a...



 Atalay 3 aylık...
Mart soğukları var İstanbul'da, kalın giydiriyor annem, ama, içerisi de çok sıcak, kızgın bakışım ondan...




Atalay 4 aylık...
Nisan geldi, ancak bahar gelmedi İstanbul'a, kaloriferler yanıyor evde, ben de oyun halımda oynuyorum...






Ben annemin son aşkıyım, annem de benim ilk aşkım....









Babamın, yaşamı boyunca kendisini en mutlu eden ve gurur duyduğu eseriyim ben...


BEN BİR AŞK ÇOCUĞUYUM...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Anneanne ve Dedeyle Tanışma :))

Atalay sonunda anneannesi ve dedesiyle tanıştı. Ukrayna'dan geldiler torunlarını görmeye, Atalay ilk torunları değil, büyük kızlarından 3 yaşında, Polina isimli bir kız torunları daha var, ama dedesi erkek toruna çok sevindi, evlendiği günden beri evin içinde kızlarla bir arada olmaktan sıkılmış adamcağız, artık top oynayıp maçlardan konuşabileceğim bir erkek olacak evde diye sevindi tabii :D. Şaka bir yana torunlarına ve kızlarına cok düşkün bir baba...Atalay'ı görmek için 2.5 ay beklediler, kolay iş değil, ama Ukrayna ile vize kalksa daha iyi olacak, bu vize bayağı problem oluyor onlar için de...
Ancak, teknoloji sağ olsun, hergün Skypie'den görüşüyorlar kızları ve torunlarıyla :)))









Torunum : Atalay'ım Geldi...

BağlantıEveeet, blogumun adından da anlaşılacağı gibi, bu blogu torunum için oluşturmuştum. Babuşka ruscada büyükanne anlamına geliyor :))Daha önceki yazılarımı sadece deneme olarak yayınladım, bu arada gelinimle beraber 40 haftanın dolmasını bekledık, önce göbek büyümeye başladıkca Tanya'ya giysi almakla başladık alışverişlerimize, sonra çatlak kremi filan derken 32. haftada dayanamayıp ilk donunu aldık Atalay'a donansın diye :)Hemen arkasından giysileri, odası, puseti vs. alındı, bu arada hangisi iyi, ne var ne yok yenilik diye bol bol internetten araştırma da yaptık tabi...Normal doğum kararı verildi, ancak 34. haftada gözüken kordon dolanması 37. haftada da devam edince doktoru Murat Emanetoğlu 38. haftada sezaryenle almaya karar verdi. Babası, oğlunun doğum tarihi özel bir gün olsun istedi ve 12.12.2010 tarihine gün aldılar.Tanya, anne ve babasını tüm ısrarlarına rağmen istemedi onları doğuma, sonra gelmelerini istedi. 12.12.2010 tarihinde sabah erkenden anne, baba, babaanne ve dede Kadıköy Florence Nightingale Hastanesine gittik. Doğum fotoğrafcımız , dünya tatlısı Jasmin Traub bizi karşıladı, az sonra da kordon kanı icin görevli geldi. Kontrollar filan derken doktor da geldi, ardından Tanya'yı ve babayı elele doğuma uğurladık.Saat 10:06 da sesi geldi önce Atalay'ın, bir süre sonra da önümüzden geçerek çıkardılar dışarı, bebek bakım odasına aldılar, biz de dedesiyle sevinç içinde ve heyecanla seyrettik torunumuzu... 3.460 kg.lık 48 cm.lik minik MUCİZEMİZ geldi, bebeğimizin bebeği oldu :)))