11 Aralık 2011 Pazar

Kalemi Tembel Günlerim ...

Yaz bitti, anneanne ve büyükbaba ülkelerine döndü, havalar soğudu, Ekim geldi :(((
Ama ben mutluyum, Atalay evine döndü, yakınıma geldi :))
Yazamadığım tembellik günlerimde, Atalay, bebeklikten çocukluğa doğru olan gelişim adımlarında hız kaydetti. 'Baba' ile başlayan kelimeleri epey arttı, yanına rusca da kattı bolca, oturdu, tırmandı, ayağa kalktı, sıraladı...
Babaannelerde en uzun kalma rekorunu kırdı, anne-babasını Roma'ya tatile gönderdi 1 haftalığına...
Bu arada aylar geçti, Aralık geldi, ve Atalay 1 yılını doldurdu.

Tembellik yaptığım günleri de kapsayan bir film yaptım, koca bir yılın özeti, ilerde hatırlamak için, belki de Atalay'ın 'babaannem benim için neler yapmış zamanında' deyip beni hatırlaması için, anması için...

Canısın sen babaannenin, seni çoook seviyorum ♥
12.12.2011

24 Eylül 2011 Cumartesi

Ukrayna'dan Misafirler Geldi :)))

9 aylık...
Uzun süredir heyecanla beklenen Ukraynali misafirlerimiz geldiler sonunda : Anneanne ve büyükbaba :)))
6 ay olmuş görmeyeli, çok özlemişler torunlarını, hemen babaannenin kucağından anneannesine teslim edildi Atalay, sadece 15 gün kalacaklar, doya doya hasret gidersinler diye... Kolay değil gurbete kız vermek, hele bir de torun varsa :((


Onları doya doya hasret gidermeleri için bir hafta kadar başbaşa bıraktıktan sonra haftasonu Tuzla'ya balık keyfine davet ettik.
Atalay ilginç bir şekilde, en ufak ayrım yapmadan iki tarafa da eşit ilgi gösterdi. Bir anneanne tarafına dönüp güldü, sevdi, okşadı bir babaanne tarafına. Bu davranışını, iki taraftan da eşit ve bolca sevgi akışını bebek hisleriyle çok iyi algılamasına bağladım. Çocuklar ve bebekler biz büyükler gibi ön yargılı değiller, kalp gözleri o kadar açık ki, umarım hayatları boyunca bu saf ve temiz duygularıyla bozulmadan yaşarlar...
 Balıkçıda ilk defa balık tattı Atalay, sevdi, ama bence dondurmalı irmik tatlısını daha çok sevdi, küçük bir kaşıktan sonra devamı gelmeyince çok ağladı daha fazlasını vermedik diye. Neyse ki, annesi tedbirli gelmiş de, hemen meyva püresi koştu imdada ve susturabildik :)))
Sıra dönüşe gelince, büyükbabasıyla akvaryumdaki balıkları uzun uzun incelemeyi ihmal etmedi. Balıkçı çıkışı Atalay'ı sevdikleriyle başbaşa bırakıp dönüşe geçtik evimize doğru, çocuklarım yakınımda olduğu için ne kadar şanslı olduğumu içimden bir kere daha hatırlayarak :)))

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Atalay yazın yazlıkta...

7Aylık...
Atalay Temmuz sonu itibariyle anne ve babasıyla birlikte Bayramoğlu'na yazlığa geçti, babası kıyamadı oğlunun sıcaklarda kışlık eve kapanmasına, oğlu için yazlık ev aldı. Önceleri şaşırdım biraz ne yapacağımı, alışmıştım burnumun dibinde olmasına, hergün gitmesem de, görmesem de orda bir ev vardı yakınımda her an ulaşabileceğim. İlk ziyaretimden sonra baktım ki o kadar da uzak değil, Suadiye-Bayramoğlu arası 45 dakika sadece :)))
Artık rahatlıkla gidip geliyorum, eskisi kadar sık olmasa da ... Yine de annesi sıkıldıkca bana 'anne, gel al Atalay'ı' diyor, Tanya araba kullanamadığından, arabama atlayıp, gidip, bir koşu alıp evimize getiriyorum, uzunca süre bizde kalıyor.
Yazları şehrin sıcağından uzak, yeşillikler içinde büyümesi çok daha iyi olacak Atalay için...

Bazen terasta dışarda...
Bazen de içerde kullanılmak üzere havuz almak gerekti tabi Atalay'a. Sitede her ne kadar havuz varsa da bezli bebeklerin girmesine izin verilmiyor, büyüklerin kullanımı için o kocaman havuz :)))
Dışardan, açık havadan bolca yararlansın, annesi yanında sürekli olmasa da terasta kalsın diye bir de plastik çit aldık :)) Babası, üşümesin diye, altına büyük plastik matlardan aldı ve döşedi...
Artık mutlu ve keyfi yerinde Atalay'ın...

27 Temmuz 2011 Çarşamba

♥BABAANNEM♥ Hayatımın Kadını

Babaannem, ebeannem, bana hayat veren (doğurtan) hayatımın kadını...
Babaannem, sertifikalı ebe, yedi torun sahibi, mahalledeki tüm çocukların ebe annesi, inanılmaz kocaman yürekli kadın... 
Kendimi bildiğim günden beri, yaz günlerinin gelmesini ve babaannemlere gitmeyi, babaannemin beni o sıcacık yüreğiyle sarıp sarmalamasını, şımartmasını, sevmesini dört gözle beklerdim, babaannemlerde  babaannemle geçirdiğim o inanılmaz günleri hiç unutamam. Halamın üç kızı, yani kuzenlerim ve ben toplam dört kız babaannemde inanılmaz yazlar geçirdik. Her kalışım en az bir hafta sürerdi, dönüşlerim annemin 'yeter artık ağladığın, sonra yine getireceğim söz sana' lafları ve gözyaşları içinde olurdu...
                    
Babaannem 'o inanılmaz kadın', bizleri - ve herkesi- minicik yüreğinden akıttığı o kocaman sevgisiyle sarar, sabırla, özveriyle sadece bizlerle ilgilenirdi, ya da bize sadece bizle ilgilendiği duygusunu yansıtırdı. Sabahtan akşama kadar bizlerle oynar, bizim için yeni yeni oyunlar kurar, nefis sofralar hazırlar, uykularımızdan önce -daha sonra çok aradığım halde başka hiçbir yerde duyamadığım ve okuyamadığım- inanılmaz zenginlikte ve sayıda peri padişahının kızı masallarından anlatır, uyanınca kahvaltımızı hazırlar, gece yatırmadan önce de hepimizi tek tek odun termosifonlu hamamında yıkar, kurular, giydirir, saçlarımızı tek tek tarardı. 
Ben, sevgilerin karşılıksız olduğunu, herkese eşit ve bolca dağıtılabileceğini, sevginin içinde sabır ve özveri barındırdığını babaannemden öğrendim. Ne zaman birşeye üzülsem, haksızlığa uğradığımı düşünsem hemen babaannemi düşünüp sevginin karşılıksız olması ve özveri gerektirdiğini hatırlarım ve geçer üzüntüm.
Babaannemi kaybettiğimizde 10 yaşımdaydım. O zamanlar iki yaşında olan yedinci torununa yemek yedirmek için peşinden koşarken duruvermişti o kocaman yüreği.  İlk 10 yaşımda öğrendim ölümün ne anlama geldiğinisevdiğim insanı bir daha göremeyecek olmanın insana ne kadar acı verdiğini, bir insanın sevdiğini bu kadar çok özleyebileceğini...
Nurlar içinde yat BABAANNEM, senin tırnağın kadar bile olabilmek için neler vermezdim....

3 Temmuz 2011 Pazar

Sonunda Havalar Isındı Galiba ☼

Atalay iki gündür bizdeydi, daha önce de çok kaldı bizde ama havalar hep bir garipti bu yaz. İlk defa ısınmaya başladığını hissettik iki gündür. Hemen balkon sefasına başladık karı- koca. Bu sene Atalay'da katıldı aramıza :))

Çok sevdi balkonu, kuşları, kedileri seyretti, gelene gidene çığlıklar attı. En çok da yoldan geçen arabaları sevdi,  her arabaya tezahürat yaptı, ne de olsa erkek çocuk dedirtecek kadar ...

26 Haziran 2011 Pazar

Atalay Harekete Geçti Sonunda :)

6.5 aydır sessiz sakin oturdu yalnızca, önce izledi, ölçtü, biçti ve aniden harekete geçti beklenmedik bir anda...
Annesi ve babası, o gün bir işleri olduğundan, beni çağırmışlardı Atalay'la beraber olmam için. Her zaman yaptığım gibi, Sessiz ve Sakin Atalay'ı oyuncaklarıyla oynayıp oyalanması için salonun ortasında duran oyun halısının üstüne koydum  ve mutfağa gittim.  İşte, '' vakit bu vakit'' diyen Atalay aniden harekete geçmeye karar vererek babaannesinin yüreğine indireceği ilk darbesini attı. 
Salona girdiğimde oyun halısı boştu !!!
Neyseki kısa sürede yerini keşfeden ben, ne olduğunu tam kavrayamadan, Atalay'ı yakalayıp tekrar eski konumuna geri koydum. Fakat, bu aktivite benim salonu her terkedişimde değişik yönlere doğru devam edince anlaşıldı ki bu olay tesadüfler zincirinden ibaret değil, bilinçli olarak yapılmakta. Kendince geliştirilen yöntemin adı : Hedefe Kitlen ve Yuvarlan  :)))
DİKKATLİ OLMA ZAMANI GELDİ ÇATTI ARTIK...

23 Haziran 2011 Perşembe

Teyze ve Kuzenle Tanışma...

Atalay 6 aylık, sonunda teyzesi Yulia ve kuzeni Polina ile tanıştı. Atalay'ı ve güzel ülkesi Türkiye'yi ilk defa görmeye taa Odessa'dan biraz geç de olsa geldiler sonunda. Atalay'ın babaannesi ve dedesiyle de ilk defa tanıştılar, Polina daha yeni doğduğu için gelememişlerdi Atalay'ın anne ve babasının İstanbul'daki düğünlerine, şimdilerde kocamaaan olmuş Polina, tam 3 yaşında :)))






3 yaşındaki Polina, 6 aylık minik kuzeni Atalay'la...






Ukrayna'lı teyze Yulia ile ilk tanışma...








Atalay annesi ve kuzeniyle...


Misafirleri evdeyken, Polina biraz kıskançlık gösterince, dolayısıyla Atalay biraz hırpalanıp rahatsızlanınca, babaannede kalmak zorunda kaldı uzunca bir süre, ama olsun, yine de birlikte oldular sayılır.